sen sağlıklı olduğunda,iyi olduğunda,başarılı olduğunda,mutlu olduğunda,keyfin yerinde olduğunda senin adına sevinmek yerine,bunu kullanıp; senin hangi görünmeyen dertlerin olduğuyla,sürekli kendini iyi olmaya zorlayarak hangi yorgunlukla hangi sıkıntılarınla başetmeye çalıştığınla ilgili en ufak bir fikri bile olmadan ya da en azından herkeste olduğu gibi,hepimizde olduğu gibi görünenden farklı bir durum olabilir mi acaba diye tek bir an bile düşünmeden sürekli senin açığını arayıp,sağda solda gıyabında -yanyana gelince yüzüne gülerken üstelik- söylediği şeylerle içinde bir türlü bastıramadığı hırsı ve çekememezliği meşrulaştırmaya çalışanlar var mı etrafınızda..şükür ki çok az sayıda ama benim etrafımda var..az önce haberlerde gördüğüm,hiçbir kan bağı olmayan kiracısı için böbreğini veren insanlar da var bu dünyada..Allah herkese vicdan rahatlığıyla uyku nasip etsin..amin..
Not1:hiçkimseye gönderme değildir birine birşey söylemek istediğimde daima yüzüne söyledim,söylüyorum,söyleyeceğim..
Not2:yapmadıklarım,yapmayacaklarımın teminatıdır..
Not3:okuduğunda az ya da çok kendi üzerine alınır gibi hissedenler..hiçbirşey için geç değil!..
26 Şubat 2016 Cuma
23 Şubat 2016 Salı
2016 ya girerken..
her biten yıl şükür artık benim için..
3 yıldır uçlarından bile kestirmediğim saçlarım var benim..yatağımdan ayağımı yere bastığımda sağlıkla uyandığım için ellerimi açıp dua ettiğim sabahlarım var benim..canım birşeye sıkıldığında "yahu sen neleri aştın bunu mu dert edeceksin" diyen bir içsesim var benim..yaşayarak gördüm ki eşsiz bir ailem, beni kalbinde tebessümle taşıyan ne çok dostum/kardeşim var benim..
her biten yıl hüzün değil şükür artık benim için..
2016 "sağlık"la gel,"sağlık"la git..gerisini ben hallederim..
3 yıldır uçlarından bile kestirmediğim saçlarım var benim..yatağımdan ayağımı yere bastığımda sağlıkla uyandığım için ellerimi açıp dua ettiğim sabahlarım var benim..canım birşeye sıkıldığında "yahu sen neleri aştın bunu mu dert edeceksin" diyen bir içsesim var benim..yaşayarak gördüm ki eşsiz bir ailem, beni kalbinde tebessümle taşıyan ne çok dostum/kardeşim var benim..
her biten yıl hüzün değil şükür artık benim için..
2016 "sağlık"la gel,"sağlık"la git..gerisini ben hallederim..
13 Ağustos 2015 Perşembe
Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar?
Bana küsmüş, yüzüme gülmez zalim aynalar
Kimimiz yorgun, kimimiz solgun, kimi isyankâr
Acı gerçek bu; ömrümüz bir su, içiyor yıllar
bugün bu şarkının dilime takılması manidar olsa gerek,pek huzursuzlandığım son günler içinde..biraz halsizlik,biraz ateş,bolca korku..insan kaderini yaşıyor korkmak neye yararsa..gel de anlat yıllardır anksiyeteyle sarmaş dolaş panikatak sever bünyeye..ne demiştik artık hiçbirşeyi dert etmeyecektik,iş de neymiş,eş de neymiş,en önemli benmişim ben..e öyle zaten de azıcık hastalanmayagör bütün seratonin derhal vücudu terketmesin mi..durun nereye gidiyorsunuz daha karpuz kesecektik diyorken gözyaşı tanklarının hızla dolmaya başlaması..bu havuz probleminde neden akıtan musluk yok,o görevi niçin benim gözlerim üstleniyor..akmıyor da meret artık eskisi gibi,acıya mı bilendik nedir..
Bana küsmüş, yüzüme gülmez zalim aynalar
Kimimiz yorgun, kimimiz solgun, kimi isyankâr
Acı gerçek bu; ömrümüz bir su, içiyor yıllar
bugün bu şarkının dilime takılması manidar olsa gerek,pek huzursuzlandığım son günler içinde..biraz halsizlik,biraz ateş,bolca korku..insan kaderini yaşıyor korkmak neye yararsa..gel de anlat yıllardır anksiyeteyle sarmaş dolaş panikatak sever bünyeye..ne demiştik artık hiçbirşeyi dert etmeyecektik,iş de neymiş,eş de neymiş,en önemli benmişim ben..e öyle zaten de azıcık hastalanmayagör bütün seratonin derhal vücudu terketmesin mi..durun nereye gidiyorsunuz daha karpuz kesecektik diyorken gözyaşı tanklarının hızla dolmaya başlaması..bu havuz probleminde neden akıtan musluk yok,o görevi niçin benim gözlerim üstleniyor..akmıyor da meret artık eskisi gibi,acıya mı bilendik nedir..
yavaş yavaş halsizlik geçer..gündelik telaşlar eski yerini
alır..işte bazı aksilikler vardır son dönemde pek de fazladır ama iş iyi ki
vardır,iş candır..ev huzurdur,bu aralar evin huzuru kaçık gibidir,ne yapmak
gerekmekte adaçayı mı yakılmalıdır,e bi denensin o zaman,bazen sadece inanmak
da iyi gelmektedir..aile iyi ki vardır,en kıymetlilerdir,çok sevgiden kaybetme
korkusu başlamıştır,bu korku da diğer korkular gibi yararsızdır,yürekten
kovmalıdır..iş,ev,aile mi dedik..ah o okeyin dördüncüsü..ah o bir türlü ayağa
kalkamayan küçük ceylan..neler yaptım onu ayakta tutmak için..özveride
bulundukça hüsrana koştum..hüsransız sonları unuttum..hüsransever oldum..
herşeyin
başı şükür..sahip olduğum herşey için milyon şükür..yıl bu,geçecek elbet,ne
sandın..
27 Mayıs 2014 Salı
aşkı kim kaybetmiş ki biz bulalım..
aşk tolere edebilmektir..bizimse tahammülsüzlüğümüzün sınırı yok.. aşk kendinden önce onu sevindirmektir..herşeyin bu kadar kolay yaşanıp tüketildiği bir zamanda bir çentik daha atmaktan başka ne işe yarıyor ki ilişkiler..adına ilişki bile denmeyecek kerameti kendinden menkul manasız temaslar..aşk her anlamda dokunabilmektir.. göstermelik paylaşımların, sadece teşhir etmiş olmak için teşhir edildiği,göstermelik mutluluklarla bezenmiş sanal dünyalarımızda kim yüreğimize gerçek anlamda el sürebilir ki..aşk paylaştıkça beslenmek demektir..sahip olduklarımız ne kadar gerçek ve ne kadar bizim ki paylaşabilelim..aşk sabredebilmektir..müdanasız olmanın meziyet sayıldığı,”ben güçlüyüm,ben ayaklarımın üstünde durabiliyorum” diye adeta bağırındığımız zamanlarda neye sabır gösterebildik ki..aşk yüzüne baktığında içinden birşeylerin ılık ılık aktığını hissetmektir..aşk o konuşurken onu izlediğinde yüzüne istemsiz gülümseme yerleşmesidir..hayatın her alanında sevgisizlikle bu denli yoğurulurken bu mümkün mü..aşk saftır..soma’da “çizmelerimi çıkarayım mı?”diye soran madencinin bende uyandırdığı duygudur aşk..aşk insana dair tüm duyguların birleşiminden oluşan bir iksirdir..”hassas” midelerimiz bu iksiri hazmedemez..
aşkı kim kaybetmiş ki biz bulalım..
aşk tolere edebilmektir..bizimse tahammülsüzlüğümüzün sınırı yok.. aşk kendinden önce onu sevindirmektir..herşeyin bu kadar kolay yaşanıp tüketildiği bir zamanda bir çentik daha atmaktan başka ne işe yarıyor ki ilişkiler..adına ilişki bile denmeyecek kerameti kendinden menkul manasız temaslar..aşk her anlamda dokunabilmektir.. göstermelik paylaşımların, sadece teşhir etmiş olmak için teşhir edildiği,göstermelik mutluluklarla bezenmiş sanal dünyalarımızda kim yüreğimize gerçek anlamda el sürebilir ki..aşk paylaştıkça beslenmek demektir..sahip olduklarımız ne kadar gerçek ve ne kadar bizim ki paylaşabilelim..aşk sabredebilmektir..müdanasız olmanın meziyet sayıldığı,”ben güçlüyüm,ben ayaklarımın üstünde durabiliyorum” diye adeta bağırındığımız zamanlarda neye sabır gösterebildik ki..aşk yüzüne baktığında içinden birşeylerin ılık ılık aktığını hissetmektir..aşk o konuşurken onu izlediğinde yüzüne istemsiz gülümseme yerleşmesidir..hayatın her alanında sevgisizlikle bu denli yoğurulurken bu mümkün mü..aşk saftır..soma’da “çizmelerimi çıkarayım mı?”diye soran madencinin bende uyandırdığı duygudur aşk..aşk insana dair tüm duyguların birleşiminden oluşan bir iksirdir..”hassas” midelerimiz bu iksiri hazmedemez..
aşkı kim kaybetmiş ki biz bulalım..
18 Mart 2013 Pazartesi
herkes “aileme bir şey olursa ben ne hale gelirim” diye düşünürken,kanser hastası olan biri “bana bir şey olursa ailem ne hale gelir” diye düşünürmüş meğer..hep annesini babasını kaybedenlere üzülürken,evlat acısı yaşayanlara oyulurmuş için artık..atlattım inşallah diye Allah’a sürekli şükrederken,her ilerlemiş kanser hikayesi duyduğunda,gün gelip doktorun sana da , -yazmaya bile zorlandığım- “nüks etmiş” cümlesini söylemesinden ölesiye korkmak..ölümden korkarken “ölesiye korkmak” deyimi ne büyük bir ironiymiş..korkulan ölüm değil aslında..yaşanan sıkıntıların,hayattan kopuşun,acılarının yüzünden okunur hale gelişinin,sen üzülürken sevdiklerini de üzmemek için kıyasıya kendinle savaşmanın tekerrür etmesi..bir odadan diğerine yürüyecek kadar bile halinin olmaması,ellerinin ayaklarının yokmuşçasına uyuşması,bitmek tükenmek bilmeyen mide bulantıları,saçlarının her sabah öbek öbek yastığa dökülmesi,ilacın alerji yapıp anaflaktik şokun iki kez seni ölümle burun buruna getirmesi,bunun onbinde bir ihtimal olması ve o onbinde birin sen olman,her ilaç aldığında kader arkadaşlığı yaptığın kişilerin her seferinde gitgide eridiğini görmek,en nihayetinde bazılarını kaybetmek,birinin 20 li yaşlarında su gibi bir delikanlı olması,enfeksiyon kapmamak için evden dışarı çıkmamak,evde bile maske takmak,aynı sebeple çok az kişiyi görmek,bir sabah kalktığında burnunun kanaması,başka bir sabah bulanık görmeye başlamak ve günlerce öyle görmek,bir başka sabah dayanılmaz ağrılarla uyanmak..saymakla bitmeyen sıkıntılar..bütün bunlar ne öğretiyor derseniz..sağ yanına yatmak/yüksek bir rafa uzanmak/araba kullanmak/kalabalıkta bir yerde kahve içmek gibi günlük hayatta zerre önem teşkil etmeyen ve adeta refleks gibi yaşadığımız onlarca aktivitenin yapılamadığında aslında ne kadar önemli ve değerli olduğunu farketmek,ailenin ve dostun ne demek olduğunu tam anlamıyla hissetmek,daha önceden canımızı sıkan ya da moralimizi bozan ne varsa aslında en ufak bir manası olmadığını idrak etmek,bütün bu yaşadığın acılara rağmen senin acı dediklerinin başkalarının acılarının yanında yaşanabilir kalması,bunu gördüğünde eskiden üzüldüklerinin ehemmiyetsizliğini bir kez daha,bir kez daha fark etmek,insanların hatalarını daha olgun ve anlayışla karşılayabilmek, artık moral bozan can sıkan kim varsa bunu yapmaya başladığı anda derhal uzaklaşmak..hayatım boyunca iyi bir insan olmaya gayret ettim ve elimden geldiğince tanıdığım tanımadığım onlarca insana dokunmaya çalıştım..ve bu süreçte gördüm ki hayatımda bir şekilde yer almış/almamış/almaya devam eden,tanıdığım/az tanıdığım/çok tanıdığım/tanımadığım herkesin duasını aldım,herkes de kendini yırtarcasına bana dokunmaya çalıştı..düşündüm ki “artık ölsem de gam yemem”..
25 Kasım 2012 Pazar
dogmamis oglumla konusuyordum bu sabah zihnimde..uyandim ve ferah evimizin pekcok kez anne ogul kahve ictigimiz cam kenarinda,karsilikli koltuklarimizda oturup sohbet ederken gordum ikimizi.."bak oglum" diyordum ona ve arkasindan siraliyordum..
-iyi insan olacaksin oglum..vicdanin ve sagduyun seni hic terketmeyecek..elbette sert olman,kati durman gereken durumlar olacak ama yaptigin hicbirsey vicdanini kucucuk de olsa sizlatmayacak..
-caliskan olacaksin,mutlaka disiplinli olacaksin..prensiplerin olacak ama sabit fikirli olmayacaksin..takdir etmeyi bileceksin..cok sevilen ama bir o kadar da sayilan biri olacaksin..
-aile buyuklerin basta olmak uzere,yakin akrabalarina deger vereceksin..aile olabilmenin degerini aklindan cikarmayacaksin..
-kadinlara karsi dusunceli ve nazik olacaksin..hicbir kadin senden huzursuz bir lakirdiyla soz etmeyecek..kadinlar mulayim erkeklerle evlenmek isterler ama hep serseri ruhlu adamlara asik olurlar..sen gorgunle,bilginle,tecrubenle,durusunla,sempatinle asik olunan,belki biraz serseri ama ayni zamanda evlenilecek adam olacaksin..
-asla paranla,malinla,mulkunle ovunmeyeceksin..bu hayattaki en ayip sey..hicbir zaman geldigin yeri ve gitmek istedigin yeri unutmayacaksin..hayatta herseyin insanlar icin oldugunu,bir gunde degil bir saniyede bile yasamindaki herseyin renk degistirebilecegini aklinda tutup,bulundugun kosullara guvenip de havasini atmayacaksin..
-aska inanacaksin..secici olacaksin..elbette cok fazla deneyimle,dogruyu yanlisi yasayarak ogreneceksin..ancak olmazsa olmazlarin olacak,kendi degerinden emin olacaksin..
-sanati seveceksin,ruhunu mutemadiyen besleyeceksin..
-hayatinda degerli olan herkese kucuk de olsa suprizler yapacaksin..degerli olduklarini onlara da hisettireceksin..
-kucucuk de olsa bir iyilik yapmadigin,birini gulumsetmedigin,birine kendini iyi hissettirmedigin,birinin icini isitmadigin tek bir gunun bile olmayacak..
-mutevazi olacaksin ancak iyi oldugun konularda iyi oldugunu ifade etmekten ve gostermekten cekinmeyeceksin..her zaman ozguveni yuksek,ne istedigini bilen,ne istemedigini daha da iyi bilen,kendinden ve karakterinden emin bir adam olacaksin..
kisacasi oglum..annene benzeyeceksin babana degil! deermisim ortami gerermisim :)))
3 Ekim 2012 Çarşamba
Eylul ayinin 20.gunu acar hayata gozlerini..bakkal baba,ev hanimi annenin 4. ve son cocugudur..anne de baba da hasbehas lazdir..evde lazca konusuluyordur ve bu sayede lazca da ogrenir..ilkokula baslamadan okuma yazmayi evde kendi kendine ogrenmistir..okula basladiginda bunu fark eden ogretmeni bir sinav yaparak,birinci sinifi okumadan ikinci sinifa kaydini yaptirir ve boylece ilkokulu 4 senede bitirir..ikinci sinifa atlamasi ilk aylar kendisini biraz zorlasa da ailede gurur kaynagi olur..o zamanlar zeka kupu cok moda bir oyuncaktir..babasinin bakkalinda eline zeka kupu verilir..bir koseye cekilir,kupu uzun bir sure evirir cevirir,bakti yapamiyor,stickerlari tek tek soker ve renklerine ayirip tekrar yapistirir..bu sirri, "ya bu kiz zeka kupunu bile hemen yapti" diyen insanlara epey bir zaman gecince aciklar..okumayi cok sever,eline ne gecse okur,namaz hocasi kitabi da dahil..bir oglen yurtdisindan misafirleri gelir,baska bir ahbaplarinin kizina kocaman bir aglayan gulen bebek getirmislerdir..evde misafir olduklari sure icerisinde oynamasi icin bebegi ona verirler..bebegi cok sever..o anda aklina namaz hocasinda okudugu cumle gelir.."11 kez ayetel kursi okursan diledigin hersey kabul olur"..hemen kosarak kitabi alir,ayetel kursi yi 11 kez o yasta bir cocugun okuyabilecegi acemilikte okur ve dua eder "Allahim lutfen bu bebegi bana biraksinlar"..misafirler aksam giderken bebegi de goturmuslerdir ve sonradan pekcok kez aklina getirecegi "her serde bir hayir vardir" dusuncesinin ve dusturunun temeli galiba ilk defa orda atilmistir..okulda hep sinifin en caliskani olmustur..ortaokulda,buyuyunce ne kadar psikopat oldugunu anlayacagi fen ogretmeni huseyin avci,sozlu yaptiktan sonra sozlude basarisiz olanlara sinifin en caliskanina tokat attirmaktadir..sinifta cok tembel ve haylaz oldugu icin hic haz etmedigi deniz adli cocuk sozluye kalkmistir..sozlu berbat gecmistir..deniz'e tokati o atmistir,zaten cocuga sinir olmaktadir,"oh olsun"dur..gun olur devran doner..huseyin avci caliskanlari sozluye kaldirir..sozlude hic calismadigi bir yerden sorar,fena cuvallar..hoca "tokati kim atacak?" dediginde,cok uzun boylu oldugu icin en arka sirada oturan deniz kendini yirtarcasina el kaldirir..deniz oyle okkali bir tokat atar ki,gozyaslari otomatik olarak musluk acmis gibi akar..hicbirsey demez,cok kisa boylu oldugu icin en ondeki sirasina oturur ve bir kenara yazar.."bulundugun hal ve konuma hicbir zaman guvenme,hersey insanlar icindir,hic ummadigin seyler bir gun senin de basina gelebilir"..okmeydani'nda gecekondu mahallesinde sahane bir cocukluk gecirmistir zira gecekondularinin bahcesi de vardir,sabahtan aksama arkadaslariyla oyunlar oynamaktadirlar..bahcedeki dut agacina tirmanmak en sevdigi aktivitelerden biridir..dokuztas,civi,yakartop,lastik,seksek oynamak,babasinin bakkalindan beles alip catapat patlatmak bir cocugun en cok isteyebilecegi seylerdir,mutlu bir cocuktur..her gun mutlaka leblebitozu ve eti puf yer,gazoz icer..fakat babasina sormadan bakkaldan asla bir kibrit copu bile almaz..son derece uslu ve buyuklerinin lafini dinleyen bir cocuktur..bir gun bakkalin onunde arkadasina kufredince abisi ona fena kizar,cok utanmistir,kufur etmek bir yana yillar boyunca bir daha "aptal,manyak" gibi sozcukleri bile kullanamamistir..6 yasina kadar yalanci emzik kullandigi icin hala daha konusurken zaman zaman "s" harfini iceren sozcuklerde tekler..bir gun yine babasinin bakkalinda cesit cesit emzik denerken komsunun "ayip ayip evlenecek kiz oldun, hala emzik mi bakiyorsun" cumlesiyle emzigi birakmasi bir olur..oysa sonra yillaaar yillaaar gececek ve bir turlu evlenmeyecektir..ortaokulda en sevdigi seylerden biri de bankada calisan sema ablasinin okul cikisinda kendisini alip pastaneye goturmesidir..ayni sekilde abisinin onu sinemaya goturmesi de sahane bir aktivitedir,sinemaya giderken abisinin hep kucuk parmagindan tutar..bir gun abisi yedeksubay olarak askerlik yaptigi urfa dan izne gelmistir,yine sinemaya gidiyorlardir,yine kucuk parmak tutulur..yolda bir er gorulur,abisi sivil kiyafetlidir ama ere donerek "askeri inzibat sigarayi sondur!" der,er hemen sigarayi atip,selam verir.."vay be abime bak" diye icinden gecirir..yillar sonra abisi ve ablasi yine onun elinden tutacaklardir,ancak bu sefer kemoterapi klinigine gidecekler ve her ama her kemoterapi seansinda yaninda olacaklardir..ilk ve ortaokulu tesekkur ve takdirnamelerle basariyla bitirir..liseye bu basarisinin mukafati olarak not ortalamasi ile sisli terakki lisesi nde devam eder..sisli terakki apayri bir dunyadir onun icin..okula buyuk bir heyecan ve hevesle gider,ilk gun annesi sacini orup don lastigi ile baglayip uzerine beyaz kurdele takmistir..tertemiz okul kiyafeti,gicir gicir ayakkabilariyla baslar..fakat gorur ki orda kizlar cesit cesit tokalar takmaktadir,cogu sonradan ne oldugunu ogrenecegi solaryumda bronzlasmislardir,oglen yemeklerini yemekhanede degil nisantasinin cafelerinde yemektedirler,sonralari karda yanmanin da ne demek oldugunu hayretle ogrenecektir..ilk sene bu sebeplerle oldukca bocalar,neticede o yaslarda bu tarz şeyler maalesef cok onemlidir..sonralari sira arkadaslari zelda,mine,gulcin,gozde,mehnaz,yelda,gulden en sevdigi arkadaslari olur ve okula da cok alisir..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)